Semra Şahin
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Bir Öğretmenin Ardından: Merhameti Öğretmek

Bir Öğretmenin Ardından: Merhameti Öğretmek

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Mükemmel değil merhametli çocuklar yetiştirin; karıncayı incitmeyen, ağaç dallarını kırmayan, çiçekleri koparmayan; sevgiyi hisseden ve hissettiren çocuklar…”

Doğan Cüceloğlu’nun bu sözleri, bugün her zamankinden daha ağır, daha yakıcı bir anlam taşıyor. Çünkü bir öğretmeni, Fatma öğretmeni, kendi öğrencisinin şiddetiyle kaybettik. Bir sınıfta filizlenmesi gereken umut, bir annenin duası, bir öğretmenin emeği kanadı kırık bir kuşa dönüştü.

Bir öğretmen ne ister? Not ortalamaları yükselsin, sınav başarıları artsın elbette ister. Ama hepsinden önce iyi insan olsunlar ister. Birbirine zarar vermeyen, farklılıklara tahammül edebilen, öfkesini yönetebilen çocuklar olsun ister. Çünkü bilir ki akademik başarı hayatı kolaylaştırabilir; ama merhamet hayatı güzelleştirir.

Fatma öğretmen de muhtemelen her sabah sınıfına bu niyetle girdi. Belki bir çocuğun başını okşadı, belki birinin defterine “Aferin” yazdı, belki bir başkasının sessizliğini fark edip “İyi misin?” diye sordu. Öğretmenlik tam da budur: Sadece ders anlatmak değil, kalbe dokunmaktır.

Bugün kendimize sormamız gereken soru şu: Çocuklarımızı neye göre yetiştiriyoruz? Yarış atı gibi sınavdan sınava koştururken, kalplerini beslemeyi ihmal mi ediyoruz? Başarısızlığa tahammülü öğretmezken, öfkeyle baş etmeyi göstermeden, empatiyi modellemeden sadece “kazan” demek, onları içten içe yalnızlaştırıyor olabilir mi?

Merhamet öğrenilen bir değerdir. Evde başlar, okulda pekişir, toplumda büyür. Çocuk, anne babasının sokaktaki hayvana nasıl davrandığını görür. Öğretmeninin hatasına nasıl tepki verdiğini izler. Televizyonda şiddetin nasıl normalleştirildiğini fark eder. Her görüntü, her söz, her tutum bir tuğla koyar karakterinin duvarına.

Fatma öğretmenin ardından gözyaşı dökmek elbette insani bir refleks. Ama asıl sorumluluk, bundan sonra ne yapacağımızda. Daha yüksek duvarlar mı öreceğiz, daha sert kurallar mı koyacağız? Yoksa çocuklarımızın kalplerine merhamet tohumları mı ekeceğiz?

“Mükemmel değil merhametli çocuklar…” sözü bir temenni değil, bir yol haritasıdır. Çünkü mükemmellik hırs doğurabilir; merhamet ise vicdan doğurur. Vicdanı olan bir insan, karıncayı incitmez. Vicdanı olan bir genç, öfkesini silaha dönüştürmez. Vicdanı olan bir toplum, öğretmenini korur.

Fatma öğretmeni geri getiremeyiz. Ama onun hatırasını yaşatmanın bir yolu var: Sınıflarda daha çok empati konuşmak. Evlerde daha çok dinlemek. Çocuklara “kaç net yaptın?” diye sormadan önce “Bugün kime iyilik yaptın?” diye sorabilmek.

Belki o zaman gerçekten güvenli okullardan, sağlıklı bireylerden, huzurlu bir toplumdan söz edebiliriz.

Ve belki o zaman, bir öğretmenin ardından yazı yazmak zorunda kalmayız.

Bir Öğretmenin Ardından: Merhameti Öğretmek
Yorum Yap
Giriş Yap

Metropol Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Would you like to receive notifications on latest updates? No Yes