Semra Şahin
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Ne Ara Bu Hale Geldik?

Ne Ara Bu Hale Geldik?

service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” sözüyle ilme ve öğretene verilen değeri anlatan bir medeniyetin mirasçılarıyız. “İlim Çin’de de olsa gidip alınız.” anlayışıyla bilginin peşinde koşmayı ibadet bilen bir inancın mensuplarıyız. Peki ne oldu da bu köklü değerler, yerini öğretmene saygısızlığa, hatta şiddete bıraktı?Bugün geldiğimiz noktada, öğretmenin otoritesinin sorgulanması bir yana, can güvenliğinin dahi tehdit altında olduğu bir tabloyla karşı karşıyayız. Sınıflar, bilgiyle aydınlanan kutsal mekânlar olmaktan çıkıp, zaman zaman öfkenin ve kontrolsüzlüğün sahnesine dönüşebiliyor. Bu yalnızca eğitim sisteminin değil, toplumun genel ruh hâlinin de bir yansımasıdır.

Henüz çok yakın bir zamanda, Ayla öğretmenin yaşadığı acı olay hepimizin yüreğini dağladı. Bir eğitim neferinin, görevini yaparken hedef hâline gelmesi; sadece bir bireyin değil, bir mesleğin ve bir toplumun yaralanması demektir. Aynı şekilde Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden öğrencilerimiz… Daha hayatlarının baharında, okul sıralarında olması gereken evlatlarımızın toprağa verilmesi, hepimize ağır bir sorumluluk yüklemektedir.

Unutmamak gerekir ki öğretmen; sadece ders anlatan değil, bir nesli inşa eden, karakter şekillendiren, toplumu yarınlara hazırlayan en temel yapı taşlarından biridir. Öğretmene yönelen her saygısızlık, aslında geleceğe vurulan bir darbedir. Öğrenciye yönelen her ihmal ve şiddet ise, bir ülkenin yarınlarını karartır.

Peki sorun nerede başladı?

Ailede başlayan değer eğitiminin zayıflaması, saygı kavramının içinin boşaltılması, sosyal medyada normalleşen şiddet dili ve rol model eksikliği… Tüm bunlar birleşerek genç zihinlerde yanlış bir özgüven ve kontrolsüz bir cesaret oluşturdu. Disiplinin “baskı”, saygının “zayıflık” olarak algılandığı bir kültürel kayma yaşandı.

Bugün bir öğrenci öğretmenine el kaldırabiliyorsa, bu sadece bireysel bir sorun değil; toplumsal bir alarmdır. Çünkü o el, aslında yıllardır ihmal edilen değerlerin sonucudur. Ayla öğretmenin yaşadıkları da, Kahramanmaraş’ta kaybettiğimiz evlatlarımız da bize aynı gerçeği haykırıyor: Değerlerimizi kaybettikçe, insanlığımızı da kaybediyoruz.Çözüm ise yine özümüzde saklı. Saygıyı yeniden inşa etmek, öğretmeni yeniden toplumun en saygın yerine koymak zorundayız. Aileden okula, medyadan kamu politikalarına kadar herkesin ortak bir bilinçle hareket etmesi gerekiyor. Öğretmeni yalnız bırakan bir sistem, aslında geleceğini yalnız bırakmış olur.

Belki de en önemli soruyu kendimize sormalıyız:

Biz çocuklarımıza ne öğretiyoruz? Bilgiyi mi, yoksa saygısızlığı mı?Çünkü bir toplumun aynası, öğretmenine gösterdiği değerdir.Ve biz o aynaya baktığımızda artık kendimizi tanımakta zorlanıyorsak, durup düşünmenin vakti çoktan gelmiştir.

Ne Ara Bu Hale Geldik?
Yorum Yap
Giriş Yap

Metropol Gazetesi ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Would you like to receive notifications on latest updates? No Yes