Sosyolog Ezo Filiz Bayram ve Hande Gençünal toplumun temel taşını oluşturan kadınların ne hissettiğini, neye üzülüp sevindiğini ancak bir kadın anlayabilir ve bir kadın hissedebilir düşüncesiyle, toplumun içinde yaşayan kadınlar olarak en azından kendi ülkemizde yaşadıklarımızdan, seanslarımızdan, gördüklerimizden ve duyduklarımızdan kadının sesi olmaya niyet ettik” dediler.
Bize kendinizden bahseder misiniz?
Ben Ezo Filiz Bayram ve arkadaşım Hande Gençünal, İki sosyolog ve iki kadın girişimci olarak, toplumun temel taşını oluşturan kadın ve kadının dünyasıyla ilgilenen iki meraklı araştırmacıyız.
Neden Kadın ve Kadının Dünyası?
Son yıllarda çoğu zaman kadınları erkeklerden dinler olduk. “Erkeği etkileme sanatı”, “Kadının Adı”,”Kadın şunu yapmalı” gibi daha bir çok başlığın kadının yapması gereken şeyleri erkeklerden dinler olduk. Oysa bir kadının ne hissettiğini, neye üzülüp sevindiğini ancak bir kadın anlayabilir ve bir kadın hissedebilir. Biz de toplumun içinde yaşayan kadınlar olarak en azından kendi ülkemizde yaşadıklarımızdan, seanslarımızdan, gördüklerimizden ve duyduklarımızdan kadının sesi olmaya niyet ettik. Dedik ki,“yetiştiğimiz yere kadar kadının çığlığından daha çok biz de kadının sesiyiz ve yüreğiyiz.”diye niyet aldık
Genellikle bizim toplumda“Kadın”denildiğinde akıllara ya şiddet ya da kadına istismar geliyor. Sizde mi aynı cümleleri kullanacaksınız?
Hayır. Biz aynı cümleleri kullanmayacağız. Çünkü“sözün canı var ve söz tohumdur. Sürekli şiddet ya da istismar gibi cümleler kullanıldığında bilinçaltına tekrar tekrar aynı mesajlar veriliyor. Oysa “Kadının Bilgeliği” var, “Kadının Kutsallığı” var, aynı zamanda eşine ve çocuğuna iyi gelecek şifa veren dişiliği var. Toplumda neden ihtiyaç konuşulmuyor da sadece sonuç konuşularak, mesajlar hep negatif veriliyor? Sürekli kadına “onu yapmalı, bunu yapmalı” telkinlerinden yorulan kadın, artık göze gönle gireceğim diye güzellik salonlarından, estetik merkezlerinden çıkamaz oldu. Topluma bakıldığında tek tip kadınları görmeye başlar olduk. Biz artık kadının bilgeliğinden, aileye ve topluma kattığı iyileştirici güçten bahsetmek istiyoruz.
Sizce hem birey olarak hem de toplumsal olarak kadının önemi nedir?
Bir halkı eğitimsiz ve cahil bırakarak kontrol altında tutmak isteyenler, işe kadınlardan başlarlar. Çünkü kadınlar halkın yarısıdır ve halkın diğer yarısını eğitirler. Toplumun diğer yarısı olan erkeği doğuran da, eğiten de yine kadındır. Bu sebepten toplumun sağlıklı ve dinamik olması kadından geçer.
Kadınların ruhsal yaşamları ve dişlik algıları arasında nasıl bir ilişki vardır?
Kadın ve dişilikle ilgili sorular, çeşitli açılardan ele alınabilir. Bu sorular kültürel, toplumsal, psikolojik ve bireysel perspektiflere dayanabilir. Kadın ruhsal alemde dişi gibi hissetmek istiyor. Çünkü kadın üretendir. Çocuk doğurmayla başlar yaşama. Tabi her kadın çocuk doğuracak diye bir kaide olmasa da, doğuştan üretici olmak kadına bir hediyedir bu anlamda. Kadının üreticiliğinin yanında aynı zamanda şefkat ve merhamet de dişil enerjidir Topluma bakıldığında bu savaş, kavga, karmaşa, gürültü, patırtı hep ilkel beyinden, Freud’un keşfettiği “id” ile hareket eden, eril enerjidir. İnsanın iç dünyasında korkudan kaynaklı, hırstan ve açgözlülükten kaynaklı hep bir savaş halinde insanlık. Halbuki ruhsal alemde her iki cins kendi meşrebini yaşamayı öğrendiğinde eril erilliği, dişil ise dişiliğini o zaman uyum başlar. Bu uyum tabi ki her zerreyi etkiler.
Peki bu durumda “Kadının Bilgeliği ve Dişiliği” üzerinden birer sosyolog olarak neler yapılabilir? Sizler neler düşünüyorsunuz?
Öncelikle bizim toplumda gerek köylü olsun gerekse şehirli olsun kadınların bir çoğu bilinçdışında “kimlik karmaşası”yaşıyor. Mesela erkek beklenmiş kız olmuş, ya da ailede erkek çocuk olmamış o misyonu kız çocuğu almış. Daha da açarsak, erkekler daha güçlü ve seviliyor o da sevilmek için bir erkek gibi davranışlar sergilemeye başlamış. Dikkat edilirse toplumda “eril ve dominant” kadınlar türemeye başladı. Kadınların hal ve hareketleri ve tepkileri sanki bir erilleşmeye doğru evirildi, roller karıştı. Oysa kadın erkeğinin yanında “bilgedir”, erkek ise kadınına “güç”tür. Bilge ve güç yan yana yürür. Kimlik karmaşası yaşayan kadın, sevilmek, görülmek, onaylanmak için bir taraftan estetik merkezlerinden çıkmazken bir taraftan da dominant ve baskıcı davranarak, nezaketten, asaletten, duygudan iyice uzaklaştı. İşte biz bu anlamda eğitimini aldığımız, öğrendiğimiz ve bildiğimiz tüm öğretilerle kadınlarımıza rehber olmaya niyet ettik
Bu rehberliğin içinde neler var, hangi başlıklarla kadınlara destek olmayı düşünüyorsunuz?
Mesela, kadının kimlik karmaşası, kadında değişim neden zor ve dirençli, dişide güven eksikliği, içimizde çatışan kadınlar, kadınlarda tıkalı duygular, cinsellik, kadının bedeni, kadın erkek ilişkisinde ilişkiyi canlı tutma, dişil enerjiyi yükseltme gibi daha bir çok kadına yönelik teorik ve uygulamalı eğitimler ve seminerler veriyoruz. Burada kadının öz değerine katkı olacak şekilde hem kendine, hem eşine, hem çocuğuna hem de topluma hizmet eden bütünsel bir çalışma olarak devam ediyoruz.
Bu tür eğitimlerin topluma bir katkısı olur mu?
Biraz önce de belittik, Sürekli kadınlara yapılan tacizler, saldırılar ve ya kadına verilen misyonlar konuşuluyor. Oysa neyi konuşursan, neye odaklanırsan onu çoğaltırsın. Bizde artık kadının bilgeliğinden, üreticiliğinden, topluma katkısından konuşarak bu dünyaya bir iz bırakmak istiyoruz. Ateşe atılan Hz.İbrahim’e su taşıyan karıncaya gülmüşler; “senin taşıdığın suyla mı sönecek o ateş?” diye. “Olsun” demiş. “En azından hangi yolda olduğum belli” demiş. Biz de bir kadın olarak bu topluma elimizden geldiğince, dilimiz döndüğünce varlığımızla hizmet etmeye niyet ettik
Son olarak ne söylemek istersiniz?
Günün birinde Cengiz Han, çevre hanları toplantıya çağırır. Bütün hanlar, halka oluşturacak düzendeki minderlere otururlar. Hakan’ın gelmesini beklerler. Cengiz Han yanında eşi Börte ile gelir ve O’nu sağ tarafına oturtur. Gelenek gereği soldan başlayarak hanlar kendilerini tanıtırlar. Son konuk da kendini tanıtınca sırada Börte Kadın vardır. Burada sözü Cengiz Han alır ve “ ben hepinizin Hanı Cengiz Han’ım. Bu da benim Han’ım Börte’dir“ der. İşte, saygıyla kullandığımız “ hanım “ sözcüğünün günümüze kadar ulaşan, tarihteki yolculuğu böyle olduğu söylenir. En eski Türk inancına göre, “Han ile Hatun” gök ile yerin evlatlarıdır. Kadın burada yedinci kat göktedir. Kadına, böylesine bir kutsallık veren törede kadının ait olduğu yeri bilmesi hakkıdır. Aynı zamanda kadın, erkeği ile birlikte yürüyen biricik yoldaşı ve çocuklarının anası olmak gibi önemli bir vazifeyle görevlendirilmiştir. Hazreti Muhammed(A.S.)’in “Cennet annelerin ayakları altındadır.” Hadis-i Şerif’i ile beraber kadınlar manevi ve ilahi bir sevgiyle bir kat daha nurlandırır. Yapılan psikolojik çalışmalarda da çocuğun ilk iletişimi anneyle başlar. Anne demek güven demek, yaşam enerjisi demek. Çocuğun ömrü boyunca geliştirdiği ve geliştireceği ilişkilerin temeli anneyle başlar demek. Sağlıklı kadın demek, sağlıklı toplum demek. Tabi ki söylenecek çok söz, yapılacak çok iş var. Sözün özü, birlikte nice uyumlu, keyifli, hazlı yaşama niyetiyle…










