MENOPOZ DÖNEMİ KORKULU RÜYANIZ OLMASIN

MENOPOZ DÖNEMİ KORKULU RÜYANIZ OLMASIN haberinin gerçek görüntüsü.

Yazdır

2018-10-18 06:20

SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ali İrfan Güzel, “18 Ekim Dünya Menopoz Günü” nedeniyle bir açıklama yaptı. “Menopoz dönemi korkulu rüyanız olmasın” uyarısında bulunan Doç. Dr. Güzel, menopozu kelime anlamı olarak âdet kanamalarının bir sene boyunca olmaması olarak tanımladı. Doç. Dr. Güzel, “Bu süreçte yumurtalıklar fonksiyon kaybına uğrar, östrojen ve progesteron denilen iki kadınlık hormonunun üretimi azalır” dedi.

MENOPOZ YAŞI 

Menopoz yaşının ülkemizde genelde 48 ile 52 arasında olduğunu belirten Doç. Dr. Güzel, “Erken menopozda, 40 yaşından önce âdet kanamaları kalıcı olarak kesilir. Menopoz döneminin başlangıcında âdet kanamaları önce düzensizleşir ve daha sonra kesilir. Bu süreye menopoz öncesi dönem veya menopoza geçiş dönemi (klimakterik dönem) denir” diye konuştu. Menopoza girme yaşının genetik ve çevresel faktörlerden (beslenme durumu, sigara, alkol alımı gibi) etkilendiğini anımsatan Doç. Dr. Güzel, menopozun yaygın bilinenin aksine bir hastalık değil, kadın yaşamının bir evresi olduğunu söyledi.

MENOPOZUN TİPLERİ

Doğal menopozun yanı sıra, cerrahi ve medikal menopoz tiplerinin de bulunduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Güzel, konuyla ilgili şu bilgileri paylaştı: “Cerrahi menopoz ameliyat ile yumurtalıkların alınmasından sonra gerçekleşir ve menopoz belirtileri daha şiddetli olup, daha hızlı kemik kaybına ve cinsel ilişki sırasında ağrıya neden olabilir. Medikal menopoz ise kemoterapi ve radyoterapi gibi kanser tedavileri sonrası ortaya çıkabilir. Menopoza geçişte âdet kanamalarında değişiklikler, ateş basma gibi değişiklikler yanında fiziksel ve psikolojik etkiler de gözlenebilir.” Menopoza geçiş tamamlanınca, âdet kanamalarının biterek, bulguların belirginleşebileceğini kaydeden Doç. Dr. Güzel, bulgularla ilgili olarak şunları kaydetti: “Bu dönemde ateş basması en sık görülen ve şikâyet edilen bulgu olmakla birlikte göğüs boyun ve baş bölgesinde hissedilen, tende kırmızılıklarla, vücutta ani ısı artışı ve terleme şeklinde kendini gösterir. Çoğunlukla birkaç saniyeden birkaç dakikaya kadar sürse de nadir de olsa bir saate kadar uzadığı da olur. Menopoza geçişte 10 kadından birinde görülen ateş basması, menopoz dönemiyle birlikte iki kadından birinde görülür. Ancak bu oran 5 yılın sonunda yüzde 20’ye düşer. Sık bir yakınma olmakla birlikte sağlık için bir tehlike bir durum oluşturmaz, bilakis fiziksel değişiklikleler için olumlu bir işarettir. İç ve dış genital organlarda ve idrar yollarında meydana gelen değişikliklere bağlı olarak vajinal kuruluk, olumsuz cinsel hayat ve enfeksiyonlar tekrarlanmasıyla sık karşılaşılır. Bu dönemde idrara sık çıkma ve idrar kaçırma gibi idrar sorunları yanında idrar enfeksiyonlarıyla da sık karşılaşılır. İleri yaşlardaki kadınlarda görülen idrar kaçırma genellikle urge inkontinans (yetişememe, sıkışarak kaçırma, vs.) olan karma bir sorun olmakla birlikte, östrojenle tedavi sağlanabilir.”

MENOPOZDA CİNSEL YAŞAM

Menopozda cinsel yaşam konusuna da değinen Doç. Dr. Güzel, şöyle devam etti: “Menopozda cinsel yaşam devam etmektedir. Menopoza giren kadınlarda cinsel yaşamın olumsuz etkilenmesinin ana nedeni vajinal bölgede oluşan kuruluktur ve buna bağlı meydana gelen ağrılı cinsel ilişkidir. Menopoz döneminde cinsel hayatı devam eden kadınlarda vajinal kuruluk diğer kadınlara göre daha az görülmektedir. Ciltte kuruluk ve esneklikte kayıp da menopozal kadınlarda görülebilen belirtilerdendir.”

MENOPOZ VE OSTEOPOROZ

Doç. Dr. Güzel, “Menopoz döneminde sıklıkla karşımıza çıkan osteoporoz, kemik kütlesinin azalması olup, kırıklara neden olurken, azalmış kemik kütlesi bazen osteopeni olarak da adlandırılır” ifadelerini kullandı. Amerika'da 20 milyon kadar insanın osteoporozdan etkilendiği ifade eden Doç. Dr. Güzel, yapılan çalışmalarda günümüz kadınlarının kemik kaybının fazla olduğunun belirlendiğini, bunda besinlerle alınan kalsiyum miktarındaki azalma, egzersize ayrılan sürenin yetersizliği, sigara tüketimi gibi faktörlerin etkisinin bulunduğunun altını çizdi. Menopoz öncesi dönemde kadınlarda, yumurtalıklardan salınan östrojen hormonuna bağlı olarak kalp damar hastalıklarının erkeklere oranla çok daha az görüldüğünü anımsatan Doç. Dr. Güzel, “Menopozla birlikte azalan hormon düzeyleri ve artan kan yağlarına bağlı olarak kadınlardaki koroner hastalık riski ikiye katlanır” dedi. Özellikle 45 yaş üzeri, âdet kanamalarında düzensizlik, sıcak basmaları, vajinal kuruluğu olan kadınlarda menopoz tanısından şüphelenilmesi gerektiğine vurgu yapan Doç. Dr. Güzel, “Ancak yaş kesin ölçüt değildir. Bu bulguları olan daha genç kadınlarda erken menopoz riski ile karşı karşıya olabilmektedir” diye konuştu. Menopoz bulguları olan kadınların muayenelerinin ve meme taramalarının yapılması, smear testleri alınması, ultrason ile rahim içi kalınlığın ve kan yağlarının ölçülerek hormon profilinin çıkarılmasının çok önemli olduğuna anlatan Doç. Dr. Güzel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Menopoz tanısı kesinleştikten sonra hastalara mutlaka düzenli egzersiz ve diyet önerilerinde bulunulmalıdır. Menopozdaki tüm bulguların ana etkeni östrojen hormonu eksikliği olduğu için en sık kullanılan tedavi yöntemi hormon replasman tedavisidir. Öncelikle tedavinin kimlere verileceği iyi tespit edilmelidir ki bu noktada önemli olan hastanın yaklaşımıdır. Şikâyeti olmayan, herhangi bir kalp hastalığı bulunmayan ve osteoporoz riskleri minimum düzeyde olan kadınlarda bu tedavi kullanılmayabilir. Hormon tedavisi, birinci dereceden akrabalarında menopoz öncesi meme kanseri öyküsü olan kadınlarda başlanabilir ancak riskler ve olası yan etkiler hasta ile çok iyi değerlendirmelidir. Açıklanamayan düzensiz vajinal kanamalarda ve gebelikte kesinlikle uygulanmaz. Rahim kanseri, meme kanseri, karaciğer hastalığı, damarda pıhtı kullanılmaması gereken durumlardır. Bazı çalışmalarda hormon replasman tedavisinin uzun süreli kullanımda meme kanseri riskinde artış olabileceği belirtilmiş olsa da bu henüz kanıtlanamamıştır. Hormon replasman tedavisi, tüm bu bulgular ışığında hastanın tüm şikâyetlerini azaltan ve hayat kalitesini artıran ancak mutlaka hastanın hekimi ile tartışarak başlaması gereken bir tedavidir. Menopozda olan kadınlarda hormon replasman tedavisi dışında alternatif olarak bitkisel tedaviler kullanılabilmektedir. Bitkisel ilaçların çok farklı etkileri olabileceğinden bu ilaçlar da hekime danışılarak kullanılmalıdır. Bazı kadınlarca menopozda rağbet gören fitoestrojen adı verilen doğal östrojen içeren maydanoz, ginseng bitkileri, soya, vb. şikayetleri bir miktar giderse bile aşırı tüketimleri etkileri tam olarak bilinmemektedir.   Yine hipnoz, akupunktur ve yoga gibi yöntemlerde sıcak basması ve duygudurum bozuklukları gibi durumları azaltabilmektedir.  Unutulmamalıdır ki menopoz dönemi bir hastalık dönemi değil, kadın olmanın doğal sonucudur. Bu dönemi doktorunuz ile yakın ilişkide kalarak rahat ve sağlıklı geçirebilirsiniz.”