BU MİLLETE KİMSE DİZ ÇÖKTÜREMEZ!

BU MİLLETE KİMSE DİZ ÇÖKTÜREMEZ!

BU MİLLETE KİMSE DİZ ÇÖKTÜREMEZ! haberinin gerçek görüntüsü.

Yazdır

2018-04-16 07:09

Plasmat Masterbatch Yönetim Kurulu Başkanı Bayram Kemal Kılıç, dünyada ve Türkiye’de meydana gelen olaylara ilişkin gazetemiz Metropol’e özel açıklamalarda bulundu.

Başkanım dünya diken üstünde. Bazen Rusya resti çekiyor, bazende ABD. Bir bakıyorsunuz ‘Trump Hazır ol Rusya’ füzelerimiz geliyor diye sosyal medya üzerinden mesaj yolluyor. 911 kilometrelik sınırımız olan Suriye’de ki gelişmelere nasıl bakmalıyız?

Öncelikle hoşgeldiniz diyorum. Bize kendimizi kamuoyuna anlatma fırsatını verdiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum. Miraç Kandilini milletçe idrak ettik. Bütün İslam Aleminin, ülkemizin, şehrimizin ve bütün herkesin Miraç Kandilini kutluyor, huzur bereket vermesini Cenabı Allah’tan niyaz ediyorum. Çok güzel konulara değindiniz. Mübarek aylar dolayısıyla söylemek istediğim bir kaç konu var. Dünyadaki müslümanlar neden bu kadar duyarsız? Kur’an-ı Kerim’deki İslamı neden yaşamıyorlar. Bu İslam dünyasında paraya kulluk ne zamana kadar devam edecek? Bu zihniyet devam ettiği sürece müslümanlar yer yüzünde rezil, rüsva, aç, sefil mağdur bir biçimde yaşayacaklar. Çünkü Allah adildir. Biz İslamı Kur’an-ı Kerim’deki şekliyle yaşamasını bilmezsek her türlü sıkıntıya rezilliğe talibiz demektir. Bunun başka açıklaması yok. İkinci bir konu ise Suriye konusunda Türkiye Cumhuriyeti’nden başka müslüman devlet yok mu? Biz 4-5 milyon insana her türlü desteği veriyoruz. Bu kadar sıkıntımız var her cepheden çevrilmişiz buna rağmen herkes aşını, işini her şeyini paylaşıyor. Suudi Arabistan’a bakıyorsun diğer İslam ülkelerine bakıyorsun Amerika’nın kuklalığından başka hiç bir şey yapmıyorlar. Müslümanların artık uyanması lazım. Titreyip kendilerine gelmesi lazım. Allah’ın peygamberini, yaşantısını hiç mi örnek almıyorlar. Dört halifenin yaşantısını, büyük alimlerin yaşantısından hiç mi örnek almıyorlar. Ben bu durumdan şahsım olarak çok üzüntü duyuyorum. Sebebine gelince Hazreti Ömer ne diyor ‘Fırat’ın kenarında bir keçinin ayağı bir deliğe girse ondan ben sorumluyum’ diyor. Böyle bir ahlak anlayışı nerede? Müslümanlar her cephede mağdur oluyor, ölüyor. Bizi de zaten kendi kafalarından müslüman saymıyorlarda laik diye geçiştiriyorlar. Nerede bunlar? Mısır, Suriye, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri devletleri neredeler? Bunların karnı tok. Neden bu müslümanların sıkıntısını paylaşmıyorlar. Arakan’da, Doğu Türkistan’da, Kafkasya’da bütün müslümanlar zulüm altında. Kendileri hala saçma sapan yorumlar yapıyorlar. Bu nasıl bir zihniyet, bu nasıl bir ahlak anlayışı. Daha Osmanlı’nın kendilerine zulüm ettiğini anlatmaya çalışıyorlar. İnsan bu kadar akıldan mahrum olur mu? Amerika ‘Ben özgürlük getireceğim’ dediği hangi ülkeye özgürlük götürmüş. Zaten Osmanlı’dan ayrıldıktan sonra beş yüze bölündüler hepsi de Amerika’ya köle oldular. Nerede refah, nerede huzur, nerede gelişmişlik hepsi aç sefiller. Devletlerin yüzde 5-10’u krallar gibi yaşıyor diğerleri aç sefil. Bunları Allah islah etsin, halklarına da yırdım etsin. İnşallah Allah bunlara akıl fikir verirde bu zihniyetten kurtulurlar. İkinci bir konu ise Rusya-Amerika dalaşması. Bence çok önemsenecek bir konu değil. Çünkü Amerika Arap baharıyla Ortadoğu’daki Kuzey Afrika’daki devletlere yeniden bir dizayn, yeniden bir sömürge alanı oluşturmaya başladı. Bu 90’lı yıllarda Irak ve Kuveyt ile başladı. Amerika’nın ekonomisi bitmişti. Temel konu insanlara fayda değil kendi sömürgesini nasıl arttırabilirimdi. Tilkinin on türküsü olurmuş onu da tavuk üstüneymiş. Bunlarınki de sömürge üstüne. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı güzel bir açıklama yaptı ‘Biz İran ile Rusya ile Amerika ile ilişkilerimize devam edeceğiz’ dedi. En doğrusu da bu. Heyecana, hamasete kapılıp kendimizi bir tarafa atmanın çok mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Bizim dünyadaki kilit rolümüz her geçen gün artıyor. Özellikle Zeytin Dalı harekatıyla beraber Afrin’de gerçekleştirilen operasyonla gücümüzü gösterdik. Zeytin Dalı harekatıyla bu ülke çok farklı bir konumda olduğunu, kabuk değiştirdiğini, herkesin emir eri olmadığını kendisinin de bu alanda bu bölgede söz sahibi olduğunun ıspat etti. Bir kaç tane canımızı verdik. Şehitler verdik ama hiç bir şey bedelsiz olmaz. Her şeyin bir bedeli vardır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize de acil şifalar diliyorum. Bize burada konuşmak kolay geliyor ama o cephede olmak ayrıca bir özveri ve babayiğitliktir. Allah onların ayağını taşa değdirmesin. 

Başkanım siz başarılı bir iş adamısınız. Siyasetin içerisinde MHP Gaziantep İl Başkanlığı da yaptınız. Döviz kurlarının yukarı eğilimiyle beraber piyasalarda hareketlilik oldu. Türkiye’nin ekonomisine yönelik saldırıları, İran ve Rusya’nın para birimlerine yapılan saldırıları neye bağlıyorsunuz?

Başta da söylediğim gibi büyük oyun kurucular sömürge sistemine devam ediyorlar. Türkiye, İran ve Rusya bir birliktelik oluşturmaya çalışıyorlar. Buna önlem almak istiyorlar. En önemli kozlarından biri ekonomi. Bizim için çok önemli çünkü yüzde 90’a yakın dışa bağımlıyız. Dışa bağımlılığı önlemek için üretmemiz lazım. Sadece bu inşaatla olmaz. Geçen hafta içerisinde Cumhurbaşkanımız da açıkladı. Bizi ilgilendiren 4-5 tane projeyi anlatmak istiyorum. Türkiye’de petro kimya tesisi açılıyor. Bu alkışlanacak bir proje. Türkiye’nin çok büyük ihtiyacı var. Kurulacak iki tane petro kimya tesisinin yüzde 100 üretimi artık Gaziantep’e yetmiyor. Bu tür projeleri kim hayata geçirecekse destek verecekse Allah ondan razı olsun. Bu çok önemli bir konu. İkinci önemli konu da Avrupa’yı batıran 30 yıl önce küçük ve orta ölçekli işletmeleri kapatmaları oldu. Şimdi bizde de öyle bir sistem gidiliyor. Bu çok yanlış. Piyasadaki sıcak hareketi aktifliği küçük ve orta ölçekli işletmeler yapıyor. Türkiye’nin yüzde 84’ü küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. Sıcak paranın pazarın aktif olmasının temel sebebi küçük ve orta ölçekli işletmelerdir. Bu küçük ve orta ölçekli işletmelere sahip çıkarsak, Avrupa’nın düştüğü duruma düşmeyiz ama bizi o duruma düşürmek için her türlü enstrümanlar kullanılıyor. Buna çok dikkat etmek lazım. Geçen seneki Kredi Garanti Fonu planı gibi küçük ve orta ölçekli işletmelere de şimdi 200 bin TL’lik bir Nefes kredisi verdiler bunu arttırmaları lazım. 

Başkanım esnafa 7 milyar civarında Nefes Kredisi adıyla sıcak para verilmesi planlanıyor ve şu anda da 2 milyar TL civarında verildiği açıklandı. Maalesef vergi borcu olanlara verilmiyor. Oysa ki vergi borcu olan esnafta var ve kendisini düzlüğe çıkarmak için bu krediye ihtiyacı duyuyor. Bu konuyla ilgili sizin düşünceniz nedir?

Burada teknik konuları devlet daha iyi bilir ancak zaten borcu olmayan adam kredi kullanmaz ki? Bunu göz önünde bulundurmaları lazım. Cebinde parası olan adama sen 200 değil 2 trilyon versen krediyi neden kullansın. Krediyi borcu olan adam kullanır. 200 Bin Liralık üst limitte çok tutarlı bir rakam değil. Artması lazım. Şirketlerin kimisinin 50’ye ihtiyacı var kimisinin 500’e. Şirketlerin ciroları, aktif durumları zaten hep devlette kayıtlı. İhtiyacına göre misalen 200 alt limit 2 trilyon üst limit diye böyle bir yapılandırma olursa herkese faydalı olur. Piyasaların hareketlenmesine vesile olur. Geçen sene ki KGF’den bankalar kendilerini düze çıkardılar. Vatandaşlarda aşağı yüzde 97-98’i borçlarını geri ödedi. Hiçbir sıkıntı yok. Onun için devletin bu tür destekleri vermesi çok önemli. Mesela sanayicilerin yüzde 10 ortalama karı var. Son bir haftada yüzde 13 döviz baskısı yedi. Bu maliyeti hiçbir babayiğit hesaplayamadı. Yüzde 30 döviz devalüasyonu oldu. Kim hesaplayabilir bunu. Devletin üreticiye uzun vadeli daha geniş kapsamlı alternatifler sunması lazım ki üretime devam etsin ülke ekonomisine faydalı olsun. 170-180 ülkeye bu millet yalın kılıç ihracat yapıyor. Yani küçükte olan var büyükte olan var. Onun için devletimizin desteklemesi lazım. 

Başkanım bu konuda bankalara bir uyarınız olacak mı?

Bankalar çok önemli. Bankaların eksik ve yanlış yapanları da var. Vatandaşın ve firmaların eksik ve yanlış yaptığı alanlarda var. Şimdi banka olmazsa işletmeci olmaz, işletmeci olmazsa banka olmaz. Bunlar birbirini tamamlıyor. Herkes gerçek manada görevini yerine getirirse, herkes işini yaparsa hiç bir şey olmaz ama niyet bozuk olursa iki tarafta birbirini kandırmaya çalışırsa bunun akıbeti hayrolmaz. 

Başkanım, Türkiye özellikle Fırat Kalkanı ve arkasından Zeytin Dalı harekatıyla beraber savunmasında kendi ürettiği milli ve yerli silahlarıyla bölgede önemli bir denge unsuru olduğunu gösterdi. Türkiye’nin kendisine ait milli silahlarını geliştirmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

15 Temmuz’dan sonra Türkiye çok farklı bir Türkiye oldu. Eskiden otur otur, kalk kalk denilen Türkiye şu anda yok. Türkiye kendi yapısı ve üretimiyle kendi aktifleriyle başlı başına büyük bir Türkiye olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bunu da çeşitli uyduruk terör örgütleriyle Türkiye’nin önüne tuzak olarak koymaya çalışıyorlar ama bu millet 15 Temmuz’da nasıl tankın altına yattıysa ekonomide de çok güzel plan ve projeler olursa tankın altına yattığı gibi ekonomide de elini taşın altına koyar, ülkeyi kalkındırır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yeter ki bu millete doğru şeyler verilsin inandırılsın bu millet kandırılmasın.

Başkanım, Türkiye için 2019 seçim yılı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yönelik ittifaklarda oluşmaya başladı. AK Parti ile, Milliyetçi Hareket Partisi ittifakı kuran ilk iki parti oldu. Büyük Birlik Partisi de bu ittifakta yer alabileceğini söyledi. Siz bu ittifaklara bir siyasetçi gözüyle nasıl bakıyorsunuz?

Ülkenin bekası içinse, olması gereken bu. Ama kişilerin menfaati için ise tehlikedir. İki taraf içinde tehlikedir. Niye diyeceksiniz. A oldu B oldu. Milliyetçi Hareket Partisi, AK Parti, Büyük Birlik. Öbür taraftan da CHP, HDP İyi Parti, Saadet Partisi. Bu ülkeyi kutuplaşmaya götürür sağlıklı bir şey olmaz yani. Samimi olunmazsa kişilerin menfaati doğrultusunda olursa geçmişte yaşanan sıkıntılar tekrar baş gösterir. Bu ülke kamplaşmadan sağ-sol, sen-ben davasından çok çekti. Bu seferde böyle bir senaryo bu ülkeyi gerçekten geri dönülmeyecek maceraya götürür diye korkuyorum. Bu açıdan sıkıntılı olur. Onun için çok hassas ve dikkat edilmesi gereken bir konu.

Başkanım 1989-1990’lı yıllardan bu tarafa özellikle Körfez krizinden sonra Irak’la başlayan ve domino etkisi yapan az önce sizinde söylediğiniz gibi Arap baharıyla devam eden arkasından da 2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşlar özellikle Gaziantep’i etkiledi. Gaziantep devletten çok az destek alan lokomotif illerden bir tanesi. Bir sanayici, iş adamı gözüyle Gaziantep’in içinde bulunduğu ekonomik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Gaziantep’in sanayicisi de esnafı da çalışkandır kendi göbeğini kendi keser. Hep bu söylenir. Teşvik politikalarından da çok az nasiplenen ildir. Bazen etrafındaki iller nasiplenir ama Gaziantep ne yazık ki hep bir tarafta kalır. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gaziantep aktif olarak verdiği desteği gerçekte alamıyor. Daha önce de söyledim Gaziantep’in bürokraside gücü yok. Gaziantep sadece tribüne oynuyor. Gaziantep’teki siyasetçiler, bakanlar, bürokratlar Gaziantep’e şovdan başka bir hizmet yapmıyorlar. Sebebine gelince geçende vurgulamıştım 300’den fazla firma KOSGEB’ten dolayı yargılanıyor. 164 tanesi yerel mahkemede beraat etmiş. KOSGEB Yargıtaya gitmiş bir Allah’ın kulu bunu çözmek için çaba sarf etmiyor. Adalet Bakanı bizde, Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı bizde 8 tane milletvekili var hepsinin haberi var. Bu ilahi bir şey de mi çözülmüyor bunu ben anlamıyorum. 

Başkanım siz başarılı bir işadamı ve siyasetçinin yanı sıra hayırsever de bir iş adamısınız. Geçtiğimiz günlerde basına da yansıyan bir faaliyetiniz oldu. Özellikle sınırda görev yapan askerlerimiz ‘Bizim iletişimde cep telefonlarımızın şarjı çabuk tükeniyor. Şarj cihazına ihtiyacımız var’ haberini alır almaz, örnek bir hayırsever olarak, sınırdaki askerlerimize şarj cihazı yolladınız. Bu fikir nasıl oluştu?

Bu bizim görevimiz. Fazla da abartılmasına gerek yok. Orada çocuklarımızın morale ihtiyacı var. Bu zamanın da en güzel enstrümanı cep telefonu. Dağda şarj cihazı yani diğer adıyla powerbank olmazsa bu adam nasıl iletişim kuracak nerden moral bulacak. Zaten yemeği falan herkes götürüyor. Ben komutanımızı ziyarete gitmiştim. Komutanım ihtiyaç var mı? diye komutanımıza sorduğumda ‘Çok şükür milletimiz her şeyi getiriyor. Allah onlardan razı olsun. Bu millet Kurtuluş Savaşında Çanakkale’deki örneği Zeytin Dalı harekatında aynen yüz yıl sonra devam ediyor bu millete bir şey olmaz dedi. Bizim eksiklerimizden biri dağda iletişim kurma zorluğu yaşıyoruz.  Şarj aleti dediğimiz powerbankları çam sakızı çoban armağanı, çorbada tuz olması babında biraz hediye ettim. Çocuklarımıza ne kadar faydalı olabilirsek mutlu oluruz. Allah onların ayağını taşa değdirmesin.

Başkanım son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Mübarek Ramazan geliyor. Allah herkesin işini gücünü rast getirsin evinde huzur versin. Ülkemize hayır bereket versin. Çocuklarına herkes milli ve manevi değerleri öğretsinler. Bizim Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurtuluşu önce evlerden başlar. Benim yaptığım araştırmaların temelinde bu yatıyor. Herkes kendi çocuğunu kendi ailesini örf, gelenek, görenek İslami kural ve kaidelere göre yetiştirirse ne endişemiz olur ne korkumuz olur. Çocuklarımıza sahip çıkmamız lazım. Bu da evde başlar evde de biter.