Facebook'ta takip et.Twitter'da takip et. Abone Ol!
2019 YILINDA DA MAZLUMLAR YEDİ BAŞAK DERNEĞİ İLE GÜLECEK
Gündem
2018-12-14 05:16

2019 YILINDA DA MAZLUMLAR YEDİ BAŞAK DERNEĞİ İLE GÜLECEK
Yedi Başak İnsani Yardım Derneği Başkanı Mustafa Bulut: “Yedi Başak İnsani Yardım Derneği
2018 yılında olduğu gibi 2019 yılında da mazlumların destekçisi olmaya devam edecek” dedi.
BAŞKANIM YEDİ BAŞAĞI SİZİN DİLİNİZDEN BİR KEZ DAHA TANIYABİLİRMİYİZ?

Sözlerime başlarken rabbime hamd ediyorum. Böyle güzel bir işte bizi istihdam eylediği için şükrediyorum. Öncelikle sizlere teşekkür ediyorum. Bizleri ziyaret ettiniz çalışmalarımıza gazetenizde yer vereceksiniz. Bu güzel çalışmaya hissedar oldunuz. Rabbim sizleri muvaffak eylesin. Yedibaşak İnsani Yardım Derneği Gaziantep merkezli olarak kuruldu. Bugün uluslar arası bir yardım derneği statüsünde çalışıyoruz. Şu anda dünyada 5 bölgede çalışıyoruz. Birincisi cennet vatan Türkiye’miz. Kendi ülkemiz içerisinde 5 bölgede temsilciliğimiz var. Bunun haricinde savaşın yaşandığı Suriye’de çalışıyoruz. Hemen yanı başında Irak’ta çalışıyoruz, Filistin’de Gazze ve Mescidi Aksa’nın bulunduğu Kudüs bölgesinde birde Afrika’da çalışmaktayız.

2018 YILI DERNEĞİNİZ İÇİN 
ÇOK BAŞARILI BİR YIL OLDU. 2019 YILINDA GERÇEKLEŞTİRECEĞİNİZ FAALİYETLER HAKKINDA BİLGİ VERİRMİSİNİZ?

Yedibaşak Derneğimiz Gaziantep’te hem Türk ihtiyaç sahibi kardeşlerimize hem de Suriye’den ülkemize göç etmek zorunda kalan muhacir kardeşlerimize çalışmalarımız var. Bu anlamda Ramazan’da 450 ailenin ihtiyaçlarını giderdik. Bu ailelerin sosyal incelemesini kendimiz yapıyoruz. Bağışçılarımızın zekâtlarını dağıttık. Alan elle veren el arasında köprü oluyoruz. Bize bağışta bulunan kardeşlerimize biz öncelikle şunu söylüyoruz. Gelin bu bağışları, yardımlarınızı beraber dağıtalım. 
Biz sizi ihtiyaç sahibi ailelerle tanıştıralım siz kendi bağışınızı elinizle görerek gönül rahatlığıyla dağıtın. Eğer diyorsanız ki bizim zamanımız yok bu işi mesai bitiminden sonra akşam yapalım biz varız. Biz yoğunuz diyorsanız hafta sonu Cumartesi ve Pazar günü sizi yine götürelim ihtiyaç sahibi aileleri yine kendiniz gözünüz görerek bu yardımları kendiniz ulaştırın. Yok buna da müsait değilseniz kendi güvendiğiniz arkadaşlarınızdan firmanızdaki elemanlarınızdan iş ortaklarınızdan bir arkadaşımız gelsin bu aileleri birlikte gezelim. 
Ramazan ayında sahada gezerken gerçekten zor durumda olan aileleri görüyoruz. Biz bu işlere derinlemesine başlamadan önce Suriye’nin içerisinde zor şartlarda yaşayan kardeşlerimizi biliyorduk. Ama kendi ülkemizde Gazi şehrimizde de şu sıkıntıyı gördük. Gerçekten yardıma muhtaç derdini anlatamayan insanlar var. Mesela Perilikaya mahallesinden merkezimize bir çağrı geldi. Suriyeli bir aile evde hiçbir şey olmadığı için 10 yaşlarında bir çocuk açlıktan bayılmış. 
Acaba doğru mu diye biz ekiplerimiz oraya gönderdiğimizde bunun gerçek olduğunu, evde sudan başka hiçbir şeyin olmadığını gördük ve bu ailenin erkeği ayağından diz kapağından yaralı birde sırtında şarapnel parçası var ve yatalak. Bunun tedaviye ihtiyacı var. 
Evin annesi Suriyeli öğretmen yalnız kimliği olmadığı için burada çalışamıyor böbrek hastası. Ayrıca evde 5 tane çocuk var ve evin her şeye ihtiyacı var. Bunun gibi başka sürekli tedavisi devam etmesi gereken ihtiyaç sahibi aileler var. Bu ailelerinde tedavisini yaptırıyoruz. Hastaneye gidiyoruz tedavilerini yaptırıyoruz tahlillerini çıkarıyoruz. Suriyeli ailelerin ve Türk ailelerin ihtiyaçlarını tespit ediyoruz sosyal incelemelerini yapıyoruz ve tedavisi noktasında takibini yapıyoruz. 2019 Yılında da çalışmalarımız, hız kesmeden devam edecek. 

BAŞKANIM SİZCE TÜRKİYE İÇİN 
2016 - 2017 VE 2018 YILININ
EN ÖNEMLİ OLAYI NEYDİ?

Ülkemiz 2016 yılında görebileceği en büyük hainlik ile yüz yüze geldi. 2018 yılında 2'nci yılını geçirdiğimiz bu 15 Temmuz hain kalkışmasını asla unutmayacağız. Ben ilk öğrendiğimde evdeydim. Arkadaşım telefon açarak köprünün kapatıldığını, askerlerin hareketli olduğunu söyledi. İşin doğrusu ona ‘Rahatına bak bu ülkede darbelerin dönemi kapandı’ dedim. Bende çok ihtimal vermedim. Birazda ona moral verdim. Fakat kısa zaman içerisinde birkaç telefon daha geldi. Onlara da aynı şeyleri söyledim. Sonra televizyonda hareketliliği görünce ve telefon trafiği de artınca bir darbe kalkışması olduğunu bizde anladık. 
Ben çocuklarımı uyandırdım. Onların hepsiyle helalleştim. Hanıma dedim ki ‘Bana temiz elbise ver umut ediyorum ki bu elbiseler bizim kefenimiz olacak.’ Ailemle vedalaştım ve evde çıktım. Çünkü çıkmamız gerekiyordu meydanlara inmemiz gerekiyordu. Lise birinci sınıfa giden oğlum Muhammed Fatih ‘Baba bende gelmek istiyorum’ dedi. Ona dedim ki ‘Oğlum bu iş uzun sürebilir ben belki eve gelmeyebilirim. Orada vatanını milletini kurtarmak için uğraşırken seninle de uğraşmak zorunda kalmayayım’ Ben rahat hareket edeyim diye oğlumu götürmedim. Giderken yolda arkadaşım Tahir hocayı alacaktım. Tahir hocayı almaya giderken dörtlüleri yaktım kornaya asıldım Allah ne verdiyse Tahir hocayı almaya gittim ve aldım. O da oğlumla aynı yaşta olan oğlu Bilal’i getirmişti. Şimdi ben ikilemde kaldım. 
Acaba oğlum Muhammed Fatih’i de mi evden alıp gelsem yoksa bir an önce meydana mı ulaşsam diye hemen hızlıca karar verdim ve meydana yetiştim. Meydana geldiğimizde Cumhurbaşkanımızın açıklaması henüz yapılmamıştı. Orada Muhammed hocamı gördüm. Biz olabildiğince hızlı bir şekilde meydana geldik ama meydanda Muhammed Özkılınç hocamızı gördüm. Kendisini görünce içimden şöyle geçirdim ‘İmam sadece camide cemaatin önünde olan adam değildir. İmam meydanlarda da cemaatin önünde olan adamdır’ dedim. O günü meydanlarda geçirdik elhamdülillah. Bizde diğer kardeşlerimiz gibi ülkemize, memleketimize sahip çıktık. Daha sonra ilerleyen saatlerde belediye başkanlarının veya siyasilerin meydana geldiğini ve halkın çoğaldığını gördük. 15 Temmuz bir hain kalkışmaydı. Asker kıyafeti giymiş hainlerin satılmış yüreklerin teröristlerin ülkemizi, meclisimizi bombaladığı bir hain kalkışmaydı. Ever başarılı olsaydı bu bir işgal kalkışmasıydı. Ümmetin son kalesi olan mazlumların ümidi olan sessiz yığınların sesi olan Türkiye’nin önü ve sesi kesilmek istemiyordu. Allah onlara müsaade etmedi. O gün halkımızın gönlünden kalbinden bu korkuyu kaldırdı hiç birimiz korkmuyorduk. Elimizde sadece Türk bayrağı vardı yüreğimizde dilimizde tekbir vardı dualarımız vardı. Tankların karşısına o gün insanlar bu şekilde çıktılar. Yıllardan beri İslami çalışma yapan vakıf ve dernekler insanlara imanı, vatan sevgisini anlatıyordu bizde anlatıyorduk. Bunun insanlarda adeta bir yansıması oldu. Anlatılan şeyler boşa gitmemiş yapılan çalışmalar havada kalmamış. İnsanımız vatanın ne olduğunu, bayrağın ne olduğunu, ezanın ne olduğunu bir şekilde duymuş öğrenmiş anlamış ve bu sokağa çıkan insanların yıllardan beri dinlediği vaazların, sohbetlerin, katıldığı derslerin, eğitim çalışmalarının bir yansımasını da buralarda görmüş olduk.

2018 YILININ UNUTAMAYACAĞIMIZ 
EN TAZE VE ÜZÜCÜ HABERİ KUDÜS KONUSUYDU. SİZ NASIL
DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Mescidi Aksa bizim için, Müslümanlar için üç mübarek beldeden bir tanesi, Mekkeyi Mükerreme, Mescidi Medine ve Kudüs. Efendimiz Aleyhisselam Kudüs ile ilgili şöyle der ‘Orası hercümerç. Orası diriliş yeridir orası mücadele yeridir. Yapabiliyorsanız gücünüz yetiyorsa orada namaz kılın. Buradaki kılınan namazdan bin kat daha kıymetlidir. Bunu da yapamıyorsanız kandillerinde yakılmak üzere oralara zeytinyağı gönderen. Aslında bu bir sembolik ifadedir. Oralara yardımın her çeşidini gönderin. Efendimiz başka bir hadisi şerifte şöyle buyurur. Başka bölgelerde bitebilir tamamlanabilir ama kıyamet gününe kadar beyti makdesin eteklerinde cihad devam edecektir. Bütün peygamberlerin Mescidi Aksa ile Kudüs’le bir bağlantısı var. Hazreti Yakub’un Hazreti İsa’nın Hazreti Yusuf’un Hazreti İbrahim’in bütün peygamberlerin Mescidi Aksa ile Kudüs’le hayatlarında bir bağlantısı var. Efendimizin hayatında böyle bir çalışma yoktu. Ancak miras gecesi rabbimiz kulu Muhammedi etrafını mübarek kıldığı Mescidi Aksa’ya getirdi oradan da miraca. 
Efendimiz Aleyhisselam pekâlâ Mekke’de bulunduğu evden Haremden miraca çıkabilirdi. Ama Allah adeta ümmeti Muhammed’in peygamberi son peygamber Hazreti Muhammed’in hayatını Mescidi Aksa ile irtibatlandırmak istiyordu. Nasıl olurda son peygamberin hayatında Mescidi Aksa’dan bir kare olmazdı. Allah peygamberini Mescidi Aksa ile irtibatlandırdı bütün peygamberlere namaz kıldırdı. Adeta son peygamberliğin devir teslim töreni yapıldı o gece orada. Allah ümmeti Muhammed’e şu mesajı veriyordu. Sizin peygamberinizin de orada bir hatırası var ayak izi var. Bütün Müslümanlar için bir önem arz ediyordu Mescidi Aksa. Hazreti Ömer döneminde fethedildi Mescidi Aksa Hazreti Ömer bir Arap’tı. Daha sonra Mescidi Aksa Selahaddin Eyyubi tarafından fethedildi Selahaddin Eyyubi bir Kürt’tü. Daha sonra bizim ecdadımız sultan Abdulhamit Han oraları en güzel şekilde korudu kolladı gözetledi ve oraların tapusunu kendi üzerine aldı. Abdulhamit Han bir Türk’tü. Dolayısıyla Arapların Kürtlerin ve Türklerin bütün Müslümanların ortak davasıdır Mescidi Aksa. Osmanlı Mescidi Aksa’ya ve Filistin davasına çok önem veriyordu. Biz kurtuluş savaşında verdiğimiz kaybın veya şehidin sayısı Filistin cephesinde verdiğimiz şehit sayısından daha az değildir. Biz Filistin davası için bir imparatorluğu feda ettik. 1917’de Osmanlı Filistin’den çekildi bugün 100. yıldönümü. 1967’de İsrail Kudüs’ü işgal etti Mescidi Aksa’yı işgal etti bu yıl 51. Yıldönümü. 2018 o yüzden kritik bir dönüm noktası oldu. İsrail 2020 yılına kadar Mescidi Aksa’yı yıkıp yerine bir Süleyman tapınağı inşa etmeyi hedefliyor. Bunun için zulmünü her geçen gün arttırıyor Müslümanların tepkisini ölçüyor. Onlar bu işleri yaparken Müslümanların sinir uçlarıyla oynarken biz ne yapmalıyız? Bizde üzerimize düşeni yapıp birlik ve beraberlik içerisinde hareket edip gücümüzü ortaya koymamız gerekiyor. 
Bu anlamda baktığımızda İslam aleminde konuşan bir lider var. Türkiye’nin lideri Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan. Birde dünyada konuşan ikinci bir lider var o da Venezuella Devlet Başkanı. Elbette bu böyle olmamalıydı. Başka konuşan Müslüman liderlerinde olması gerekiyordu. Ama İslam aleminde lider koltuğunda oturan liderlerin birçoğu fikirlerini kafalarını batıya satmış. Bu anlamda kendilerine o koltuğu tesis eden insanların adına iş yapan satılmış beyinler. 
Filistin davası bizim ortak davamız. Madem idarecilerden böyle bir tepki gelmiyor o zaman Selahaddin beklemeye gerek yok. Biz Selahaddin olmak durumundayız. Diyoruz ki Selahaddin bekleme Selahaddin ol. 1.5 milyar İslam aleminin ebabil kuşları bekleyecek halleri yok. Bizlerin ebabil kuşları misali elimizden geldiği kadar duamızla, eylemimizle, Mescidi Aksa’yı ziyaretimizle oradaki kardeşlerimize göndereceğimiz her türlü maddi manevi yardımla kamuoyu oluşturmakla yapılan mitinglere programlara katılmakla ve bizim kendimizin tertip edeceği organizasyonlarla biz Filistin davasına sahip çıkmamız gerekiyor. 
Filistin davası imkân davası değil iman davasıdır. Haber: Nazmi Özkoyuncu


Bu haber kez okundu.

HAVA DURUMU

SON YORUMLAR

Metropol Gazetesi

Tasarım & Kodlama: