ALDEMİR: ACIYI DA MUTLULUĞU DA BERABER PAYLAŞARAK HAFİFLETİRİZ


Sosyolog, Aile Danışmanı, eğitimci ve yazar Filiz Aldemir, dünyayı etkisi altına alan, onbinlerce insanın hayatını kaybetmesine, milyonlarca insanın da psikolojisinin bozulmasına neden olan, koronavirüs salgınının etkileri üzerine gazetemiz Metropol’e özel açıklamalarda bulundu.
ALDEMİR: ACIYI DA MUTLULUĞU DA BERABER PAYLAŞARAK HAFİFLETİRİZ

Reklamlar
Reklamlar
Reklamlar

Malum 2020 ye Koronavirüs ile girdik. Bu durumla ilgili neler söylersiniz?

Evet, 2020 biz ve dünya için sanki yeni bir düzen, yeni bir başlangıç gibi görünüyor. Tüm dünyayı hem fiziksel hem de psikolojik olarak etkileyen bir sürecin başlangıcı oldu bu dönem.

Bu süreçte aksayan neler oldu?

Hayatın kendi aksadı. Sağlık aksadı, eğitim öğretim aksadı, sosyal hayat tamamen bitti, bize nefes aldıran akrabalık, arkadaşlık İlişkileri bitti. Cenazeler yalnız ve mahsun! Oysa bizler acıyı da mutluluğu da beraber paylaşarak hafifleten, destek çıkan duygulara sahibiz. Kısaca bu korona süreci insana, insanlığa çok farklı kapılar açtı. Toplum neredeyse bireyselliğe kaydı.

Fizyolojik olarak sağlık bakanlığı ve tüm sağlık çalışanları elinden geleni yapıyor. Peki psikolojik olarak nasıl bir etki yarattı?

Psikolojik olarak insanlar fazlasıyla etkilendi. Bağışıklık sistemi zayıf ya da kronik hastalığı olanlar yaşamlarını kaybettiler. Haliyle herkesin bu virüse yakalanma riski çok yüksek. İnsanlarda, “ben de hastalanır mıyım?” , “benim de başıma gelir mi?” , “bana da bulaşır mı?” gibi korkularla gezer oldu. Özellikle kalabalık yerlerde çalışanları daha çok etkilendi. Hastaneler, otogarlar, havalimanları tüm buralar risk taşıyan bölgeler. İnsanlar daha tedirgin ve korkarak çalışıp, ilişki kurmaya başladı. Hep bir endişe hali. Bunun en büyük nedeni ise belirsizlik durumu. Zaten insanın en büyük korkusu da belirsizliktir. Koronavirüs salgını hangi psikolojik nedenlere sebep oldu? Koronavirüs ülkede ve dünyada en çok kaygıya ve korkuya sebep oldu. İnsanlarda hastalanma kaygısı ve ölüm korkusu neredeyse kol kola yürüyor. Kaygı, sürekli zihni meşgul eden bir problemdir.  Hele hele bu belirsizlik kaygı durumunu daha çok tetikliyor insanı. Bu durum insanların kendini eve kapatarak daha çok depresyona sebep olabiliyor. Ayrıca “koronavirüs oldum, olacağım.” korkusu takıntılara da yani bir nevi paranoyayı da tetikleyebilir. Anlaşılacağı üzere insanlarda; korku, kaygı, depresyon, takıntı gibi psikolojik sebepler daha çok ortaya çıkmaya başladı.  

Covid-19 pandemisi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de ciddi bir ruhsal etkiye neden oldu. Toplumsal olarak bu travmanın üstesinden nasıl gelebiliriz?

Travmanın üstünden gelinmesi için önce bireylerin bilinçlenmesi gerekir. Haliyle toplumu oluşturan önce bireydir. Özellikle sosyal medyadaki kirliliğe dikkat edilmeli. Orada yazılanların çoğu insanı panik atağa sürükleyen cinsten haberler. İnsanların çoğu acı, korku odaklı yaşadıkları için, tepkileri de hep bu yönde oluyor. Bu koronavirüs daha çok hijyene dikkat edilmesi gereken bir durum. Sonrasında beslenmeye. Her iki duruma dikkat edilirken, kalabalık ortamlara girilmemeli. Girilse bile yakın temastan kaçınılmalı. Şimdi bir çok aktiviteler var; nefes çalışmaları, bedeni zihni şifalandırma teknikleri ve bir çok etkinlikler artık sosyal medyada. Felaket haberlerinden uzak durarak, kendine yapacağın yatırım, topluma yatırım misali bu süreci atlatmak daha kolay olabilir.

Sağlık sorunlarının yanısıra, ne yazık ki ölümlerede yol açtı. Kaybettiğimiz yakınlarımızın, dostlarımızın hatıraları da çok sıcak. Bu acıları bitirmek elbette kolay değil. Nasıl hafifletebiliriz?

Bu süreçte maalesef birbirimizin yanında çok olamıyoruz. Fakat dikkat çeken bir şey var; bu süreçte hepimiz bu hayatta yalnız olduğumuzu öğrendik. Yani içe döndük, kendimizle tanıştık. İçimize döndük, ben varsam yaşam var ve hayatta tek başına kalmanın ne demek olduğunu öğretti. Çevremiz ne kadar kalabalık olursa olsun bu hayatta her zaman tek olduğumuzu gördük. Bu acılar hafifler mi, elbette hafifler.. sadece bu acılar esnasında kendini kaybetme, kendini seyretmeli, duyguları hissetmeli, kendini gözlemlemeli. Zaten şu durumda da yapmamız gereken, kendi iç durumumuzu muhafaza edip, beyin kimyasını tutabilmek için beslenmeye dikkat edilmeli !

Bu salgın çocuklarda ne tür ruhsal problemlere yol açar?

Bir kere eğitim çok kötü durumda! Öyleki sanki kimse birbirleriyle iletişim kuramasın diye tasarlanmış. Çocuklar iyice yalnızlaşıyor. Çocuk yaşamı anneden babadan ve çevreden kopyalar. Eğer anne baba endişeli ve kaygı içerinde ise çocukta bu durumdan etkilenir. Kısaca annenin ve babanın tutumu çocuğa yansır ve çocukta seyreder. Bu durumda anne ve babanın çok dikkat etmesi gerekiyor.

Anne babalara tavsiyeleriniz ne olacak?

Bu ortamda en büyük sorumluluk anne babaya  düşüyor. Çünkü çocukların modeli anne babadır. Çocuk anneyi babayı ve çevreyi her şekilde model alır. Her ne kadar anne baba bedenen rahat gibi olsa da, korkuyu, kaygıyı, depresyonu ve daha bir çok şeyi çocuk fark eder. Çocuklar iyi bir gözlemcidir. Çocuğun en büyük ihtiyacı ise güvendir. Bu minvalde anne baba önce kendilerine sahip çıkmalı ve gerekirse dışarıdan profesyonel destek almalı. Evde ortak aktiviteler yapılıp, duruma göre sorumluluklar paylaşılırsa güzel olur. Zaten her ne yaparsak yapalım su akıyor ve yolunu buluyor. Önemli olan bu süreci hangi psikoloji ve ruh haliyle atlatmış olman..

Motivasyonumuzu canlı tutmak için neler önerirsiniz?

Dünya sanal alemde artık. Evde bulunulan zamanlarda daha çok doğayla zaman geçirilmeli, bedeni hareket ettirecek aktiviteler yapılmalı, yürüyüş gibi. Zihnini arındırmalı yani artık hiç bir şey eskisi değil. Eskiyi kafaya takmanın hiç bir işe yaramayacağı zamanlardayız. Artık kim kime ne yaptı hiç bir önemi kalmadı. Kitap okuyarak, filmler seyrederek zihin eğitilebilir. Ruhun tekamülü için Yaradanla bağlantıyı güzel tutmalı. Çünkü sağlıklı bir ruh hali bedeni ve zihni de sağlıklı tutar. Olan oluyor ve yolunu buluyor. Olanda hayır var misali sadece negatife odaklanmak yerine pozitif getirisinin de farkında olma iyi gelir insana. Bu süreçte ilk kez kendimizle baş başa kaldık. İlk kez kendimizle tanıştık. Daha çok içe döndük. Son olarak ne söylersiniz? Hem gerçeklikten uzaklaşmadan hem de felaket senaryoları ile zihninizi meşgul etmeden devam edeceğiniz bir süreç size herkese daha iyi gelecektir. Bu süreci inşallah kolaylıkla en kısa sürede, en sağlıklı şekilde atlatmak ve yaşamımızın, özgürlüğümüzün iplerini yeniden elimize almak dileğiyle, hepimize sağlıklı günler, sevgiler Haber: İsmail ŞAHİN

Reklamlar
Reklamlar
Reklamlar
Etiketler:


Bir Yorum Yaz




Bu site çerez kullanıyor. Siteye göz atmaya devam ederek çerezleri kullanmamızı kabul etmiş oluyorsunuz. Şartlar ve Koşullar